Hacettepeli Olmak Demek…

Hacettepeli Olmak Demek…

“Hacettepelilik vatana hizmet etmek demektir. Ben Hacettepeli olmaktan iftihar ediyorum. 17 yaşında geldim Hacettepe’ye; lise mezunu, kısa pantolonlu bir çocuktum. Beni adam yaptı. Ne olduysam Hacettepe’nin sayesinde oldum…”

Prof. Dr. Tunçalp Özgen
HÜ Rektörü (2009-2017)
d. 31 Mayıs 1946 – ö. 9 Mart 2019


Hacettepeli Olmak Demek… (*)

Hacettepeli olmak ne demektir? Hacettepeli olmak ayrıcalıktır deriz. Bu ayrıcalık nereden geliyor? Hacettepe yaşamımıza neyi, nasıl katmıştır? Hacettepe mezunu nasıl biridir? Hacettepe Üniversitesi Mezunları’nın buluştuğu kurumsal yapı neresidir, hangi kuruluştur? Hacettepe Üniversitesi Mezunlar Derneği  (HÜMED) ne yapar, amacı nedir?

Bütün bu soruların yanıtını bulmak için Hacettepe’nin ne olduğuna bakalım. Hacettepe yalnızca bir üniversitenin adı değil, aynı zamanda “Daha ileriye, en iyiye” yaklaşımının bir simgesi, bir devrimin somut göstergesi olarak toplumsal yaşamımızda yer almış ve almaya devam etmektedir…

Üniversitemiz tıp, eczacılık, diş hekimliği, hemşirelik gibi sağlık alanları; fen, edebiyat, iktisat, işletme gibi sosyal bilimler ile spor, güzel sanatlar, müzik ve sahne sanatlarının yanı sıra; mühendislik, eğitim, hukuk gibi yaşamda gereksinim duyulan her alanda yetiştirdiği uzmanlar ve verdiği hizmetlerle yalnızca ülkemizde değil, dünyada da saygın bir konuma sahiptir.

Biliyoruz ki, üniversitemiz bu saygın konumunu kuruluşundan beri sahip olduğu ilkelere borçludur.

Üçüncü bin yılın ilk 20 yılını geride bırakmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve kurtuluş mücadelesinin yüzüncü yılını kutlamaya başlamıştık. Dile kolay, yüz yıl önce işgal edilmiş vatanımızı düşmandan kanı ve canı pahasına kurtaranların vermiş oldukları kurtuluş savaşı bitmiş, yerini kuruluş atılımları almıştı. 1923 yılında Cumhuriyet’in ilanı ile, egemenliğin kayıtsız ve şartsız olarak millette olduğu perçinlenerek bağımsız Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar var olmak üzere kurulmuştu. Topla, tüfekle, silahla verilen savaş yerini cahillikle savaşa bırakmıştı.

Genç bir çocuk doktoru olan Dr. İhsan Doğramacı’nın öncülüğünde, Hacettepe semtinde iki katlı bir gecekonduda 1954 yılında kurulan “Ankara Üniversitesi Hacettepe Çocuk Sağlığı Klinik ve Enstitüsü”, önce AÜ Hacettepe Tıp Fakültesi, ardından 1967 yılında Hacettepe Üniversitesi olarak hizmet etmeye başladı.

Önce öğrencisi, sonra da meslektaşı olarak uzun yıllar birlikte çalıştığım, 30 Eylül 1967 yılında Bilgi İşlem Merkezi Müdürü olarak Hacettepe Üniversitesi’nin kuruluşunun ilk günlerinde görev alan Prof. Dr. Aydın Köksal “Hacettepe Yılları: Cumhuriyet’in 44. Yılında Açan Bir Devrim Çiçeği[1] adlı kitabında Hacettepe Üniversitesi’ni ve ilkelerini şöyle anlatıyor:

“Hacettepe Üniversitesi benim için, kendimi gerçekleştirdiğim mayalanma kurumlarımın birincisi oldu. Üniversite’nin kuruluş yılları boyunca omuz verdiğimiz iş, herkesin canını dişine taktığı gerçek bir imece idi. Üniversite’nin kurucusu Prof. Dr. İhsan Doğramacı, uzun erimli planlar yapıp bunları adım adım gerçekleştirme yeteneğiyle öne çıkan sürükleyici bir kişiliğe sahipti.[2] (…) hepimiz, Üniversitemizin, toplumu ileriye taşıyacağına inandığımız kuruluş ilkelerinde belirginleşen takım çalışmasının büyüsüyle, kabaran yurtseverlik duygularımızla, yıllar süren bu büyük imece otamında gerçekten geceyi gündüze kattık; toplulumumuzun elini kolunu bağlayan gelenekçiliğimizden, durağanlığımızdan, “böyle gelmiş, böyle gider” deyişiyle içimize işlemiş vurdumduymazlıktan, yabancı hayranlığı ve özgüven eksikliği gibi boynumuza dolanmış ekinsel kamburlardan, sanki Atatürk’ün “Türk, Öğün, Çalış, Güven” yönergesiyle, güçlü bir silkinişle kurtulup yeni bir ülke, yeni bir uygarlık yaratmak üzere çalıştık.”

Hacettepe Üniversitesi yalnızca sağlıkta değil, bilimde, bilişimde de bir devrimdir. Bir anlayış devrimi olarak da değerlendirilen bu devrimin altında birbiriyle tutarlı birtakım ilkeler bulunmaktadır. Aydın Köksal’ın, kitabında (a.g.y.) sözünü ettiği ilkeler özetle şöyledir:

  1. Sağlık hizmetleri yalnızca tıp öğretimiyle, yalnızca hekimlik hizmetiyle çözülemeyecek nitelikte, çok birleşenli karmaşık bir örgütlenme gerektirmektedir; bu nedenle çok kapsamlı bir eylem planı, bir örgütlenme planı uygulanmıştır.
  2. Hemşirelik, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Beslenme ve Diyetetik gibi bilim alanlarında, Sağlık Hizmetleri Yüksek Okulu’nda Tıbbi Teknoloji, Radyoteknoloji, Diş Protezi Uzmanlığı ve Odyometri alanında yüksek öğretimin örgütlenmesi, Hacettepe Üniversitesi’nin sağlık alanında Türkiye’de gerçekleştirdiği devrimin somut göstergeleridir.
  3. Hasta Dosyaları Arşivi kurulmuştur. İster kağıt üzerinde olsun, ister bilgisayar belleklerinde, bundan böyle “bilgi paylaşılacaktır.” Kişisel bilgileri koruyarak yapılan bu paylaşım ile ulus ve insanlık yararına bilimsel araştırma yapılabilmesi de bir devrimdir.
  4. Hastane altyapısında ve tıp araç gereçlerinde en gelişkin teknikbilimsel olanaklar ve en yeni donatım sağlanmış, Türkiye’nin ortasında, başkent Ankara’da en güvenilir bir sağlık ve bakım merkezi, yeryüzünün gerçekten ileri örneklerinden biri olarak kurulmuştur. Burada bakım-onarımın da, ülkemizde hiçbir biçimde bilinmediği bir çağda gelişkin bir örgütsel yapılanmayla güvence altına alınması önemli bir unsurdur.
  5. En önemli ilkelerden biri de, kurumsal başarının insanlar arasındaki etkili iletişimle sağlanabileceği göz önünde tutularak Türkçe öğretimine ve kullanılan Türkçenin niteliğine büyük önem verilemsidir. Bugün tıp dilimizde kullanılan hastanın özgeçmişi, hastaya konulan tanı gibi birçok terim ilk kez Hacettepe Ünversitesi’nde kullanılmıştır. Benzer olarak bilişim, bilgisayar, bilgi işlem, iletişim, donanım, yazılım giibi binlerce bilişim terimi de Bilgi İşlem Merkezi’nde yaratılmış ve halka mal olmuştur.
  6. Kuruluş ilkelerinden bir başkası da bilimsel yayın yapmaya verilen önemdir. Öğretim ve hizmette Türkçeye verilen önem, böylece nitelikli bir Türkçenin, bilim alanları için çıkarılan süreli yayınlarda ve öteki bilimsel yapıtlarda da kullanılmasını kolaylaştırmıştır. Sonuç olarak Hacettepe’nin Türkçe ve yabancı dilde bilimsel yayında elde ettiği başarı Türk üniversite yaşamında bir devrimdir.
  7. Hacettepe Üniversitesi’nin en önemli özelliklerinden biri, kuşkusuz, Tam Gün Çalışma idi. Bu da bir devrimdir. Bu ilke olmasa, bireylerin bütün benliklerini saran o takım ruhu kendiliğinden ortaya çıkabilir miydi?
  8. Hacettepe’yi Hacettepe yapan kuruluş ilkelerinden biri de, görevlilerin seçiminde yetenek ve bilginin gözetilmesidir.
  9. Her bakımdan tertemiz, uygar bir mikroklima ile yaratılan pırıl pırıl steril ortam hastanelerin sürekliliğini sağlamıştır.
  10. Beytepe’ye olan büyüme ile bozkırın ortasında bir orman yaratılarak sıkışıklıktan kurtularak gelişmenin önü açılmıştır.
  11. Bir başka devrimci özellik ise, Devletin bir üniversitesi olmakla birlikte, Türkiye’de ilk kez doğrudan bir sivil toplum girişimi olarak, bir meslek adamının önderliğinde, belli bir “uzgörü”yle, belli bir görevi kendi kendilerine üstlenen kişiler eliyle, toplum yararına hizmeti ön planda tutan ilkeler doğrultusunda kurulmuş olmasıdır.

Hacettepe Üniversitesi daha kuruluşundan başlayarak, tıp ve sağlık bilimleri dışındaki alanlarda da hızla gelişen, güçlü ve devingen bir kuruluş olmuştur. Bu devingenlik birçok alanda devrimler yaratmasının önünü açmıştır.

Hastane yönetimi bir bilim ve araştırma alanı olarak benimsenmiş; zengin kütüphanenin kurulmasına önem verilmiş, Kütüphanecilik Bölümü kurulmuştur. Bilgi İşlem Merkezi, Üniversite’nin kuruluşuyla birlikte öngörülmüş, kısa sürede kurulmuştur. Ülkenin ilk Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nün yaratılması için çalışmaları başlatacak bu öncü merkezin kuruluşu da, kuşkusuz Hacettepe’nin yarattığı çok önemli başka bir devrimdir.

Hacettepe kendi endüstri, üretim ve hizmet merkezlerini de kurmuştur. Hacettepe bütünleşik yaklaşım gerektiren alanlarda da artı değer üretmiştir. Bunları yaparken tüm ulusun çıkarlarını gözeten, sorunları çözen bir yaklaşım ortaya koymuştur. Bu bir davranış olarak karşımıza çıkar. Çözümsüz sorun olamaz! Hacettepe, karmaşık biçimde yapılanmış bir eğitim-üretim-hizmet birimleri örgütüdür. Bugünün kalite yönetim anlayışında benimsenen bu yaklaşımın bundan 50 yıl önce, kaynakları kısıtlı, henüz endüstri devrimini bile gerçekleştirememiş, az gelişmiş, yoksul ve örgütlenmede, yenilikçilikte deneyimsiz bir ülkede benimsenip başarıyla uygulanabilmiş olması bu devrimi evrensel bir boyuta taşımıştır.

Aydın Köksal’ın anlatımlarından özetlemeyi sürdürecek olursak:

Hacettepe’de somut toplum hizmeti birincil görev sayılmıştır. Her atılımda hizmetin sürekliliği öncelikli olmuş, disiplinler arası bir yaklaşım, bütünleşik bir yaklaşım benimsenmiştir. Disiplinlerarası bütünleşik yaklaşım yalnızca bilimsel boyutla sınırlı tutulmamış, öteki toplumsal değişkenleri, toplumun öteki kurumlarını, ekinini (kültürünü) de kapsamıştır. Böylece, Türkiye için bir Toplumsal Dönüşüm Projesi niteliği taşımıştır.

Eğitim ile uygulamanın birlikte işlevsel kılınması yaklaşımı, Hacettepe Üniversitesi’nde işin başından beri benimsenen bir ilkedir. Hacettepe’de yetkinlik duygusu belirgin bir özellik olarak kuruluş döneminde ön plana çıkmıştır. “Biz en iyisini yapacağız!” Bu duygu belli bir amaca odaklanmış kişilikli bir çalışma takımının üyesi olan bir kişinin duyumsayabileceği bir ayrıcalıktır; yaşamını “bizim takımın başarısı” için bir sporcu gibi kendiyle yarışarak dolu dolu yaşayan bir kişinin duyumsayabileceği bir mutluluk…

Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleşen devrim Atatürkçü Aydınlanma Devrimi’nin ilkeleri ve başarısıyla doğrudan bağlantılıdır.

Hacettepe Üniversitesi, kuruluş yıllarından başlayarak, Atatürk ilkelerine ve topluma karşı sorumluluk duygusu yüksek, iyi yurttaşlar yetiştirmeye en büyük önecliği vermiştir. Bu özellik, Nusret Fişek’in başında bulunduğu halk sağlığından, nüfus etütlerine, bilgi işlem ya da kütüphane hizmetlerinden hekim-hasta ilişkilerine, öğretmne-öğrenci ilişkilerinden mutfaktaki görevlilere değin o dönemin bütün çalışanlarına ve o dönemde alınan bütün kararlara yansıyan açık bir söylemle dile getirilmiştiri. O uzun soluklu imeceyle birlikte ortaya çıkan takım çalışması, havada böylesine güçlü bir yutseverlik yeli esmese , başka hangi amaç için bunca kalabalık yüksek nitelikli bir insan topluluğunu önüne katıp böylesine güçlü bir biçimde sürükleyebilirdi ki?

Hacettepe Üniversitesi Mezunlar Derneği (HÜMED) olarak biz de, kurulduğumuz 1999 yılından beri, 22 yıldır, “Hacettepe ruhu” olarak da adlandırabileceğimiz bu ilkeler ışığında hizmet sunmaktayız. Kurucumuz, eski rektörümüz merhum Süleyman Sağlam’ı da bu vesile ile saygı, rahmet ve minnetle bir kez daha anıyorum…

İmece anlayışının, almaktan çok vermeyi benimsemiş üyeleriyle en üst düzeyde yaşama geçirildiği derneğimiz üniversitemizde öğrenim gören öğrencilere burs ve benzeri yönde yardımlar sağlamak için, kendilerine her zaman teşekkürü borç bildiğim gönüllülerimiz eliyle, Atatürk İlke ve Devrimleri doğrultusunda, özverili çalışmalar yürütmektedir.

Bu çalışmalarımızda iş birliği içinde olduğumuz başta öğrenci topluluklarımız olmak üzere, STK’lar, kurum ve kuruluşlar ile dış paydaşlarımız sayesinde “iş birliği ve iş bölümü” kavramlarının vücut bulduğunu görmekten mutluyuz. Bu iş birlikleri ile disiplinlerarası bir bilim yuvası, bir uygulama platformu ve imece ortamı olan üniversitemiz ile bugün sayıları 200 bine yaklaşan mezunlarımız arasındaki bağın güçlenerek süreciğine inanıyoruz…

Bütün yurttaşlarımızı ve tüm kesimleriyle toplumumuzu, ülkemizi ve insanlığı daha ileriye götürmek ve en iyiyi yakalamak için, yolunuzun Hacettepe Üniversitesi Mezunlar Derneği ile kesişmesini dileriz…

İ. İlker Tabak
HÜ Mezunlar Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
www.humed.org.tr
12 Nisan 2021, Ankara

[1] Hacettepe Yılları: Cumhuriyet’in 44. Yılında Açan Bir Devrim Çiçeği,  Hacettepe Üniversitesi 40. Yıl Armağanı, Prof. Dr. Aydın Köksal, Kasım 2007, Ankara
[2] İhsan Doğramacı ile 40 Yıl, Şinasi Özsoylu, 1995, Ankara


(*) Bu yazı Hacettepe Üniversitesi atatürkçü Düşünce Topluluğu tarafından 19 Mayıs 2021 günü 2. sayısı yayımlanan UYGARLIK DERGİSİ’nde yayımlanmıştır. UYGARLIK DERGİSİ‘nin tamamına erişmek için TIKLAYINIZ

Diğer Yazılar

Sivil Toplum

Sanayi Şehri Ankara ve Sayısal Dönüşüm

Ankara Türkiye’nin başkenti. Genellikle siyaset ve bürokrasi ağırlıklı olarak gündeme gelmektedir. Ankara’nın coğrafi konumu ve ülkemizin diğer şehirlerine olan ulaşımındaki kolaylıkları; hava, kara ve demiryolu bağlantıları ile sanayisi ve yetişmiş

SİMGE

Yeminli Bilişimci

Yeminli Bilişimci Ulusal kalkınma için bilişim teknikbilimini kullanmak gerektiği, ekonomik krizlerden çıkışın bilişim teknolojilerinin sağladığı verimlilikten geçtiği bilinmektedir. Bunları gerçekleştirmenin bilişimciler eliyle olacağı da açıktır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine

Bilişim

Geri Sayım

Geri Sayım Yeni bir yılın başındayız. Tıpkı geçen yılbaşında olduğu gibi, yaşlanan bir yılı uğurlayıp yenisini karşılayarak, yeni umutlarla, yeni beklentilerle yaşamı sürdüreceğiz. “Yeni yıla nasıl girerseniz o yılı öyle